sınavlara çalışırken motive olma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınavlara çalışırken motive olma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sınavlarda Yanlışlar Nasıl Azaltılır?


Sınavlarda soruları yanlış yapmanın birçok nedeni vardır. Deneme sınavlarından ya da testlerden sonra yanlış yaptığınız veya yapamadığınız soruları analiz etmeli ve neden yanlış yaptığınızı fark etmelisiniz. Yaptığınız yanlışları azaltmanın yollarını, neden yanlış yaptığınıza göre aramalısınız. Aşağıda bazı nedenler ve bunları egale etmenin bazı yolları size örnek olarak verilmiştir.

-   Soruyu çözerken doğru çözeceğinizi düşündüğünüz halde sınav sonrasında yanlış çözdüğünüzü gördüğünüz sorular olabilir. Bu durum konuyla ilgili bilgilerinizin yeterli olmadığının göstergesidir.  Eğer yanlış konu eksiğinden kaynaklanıyorsa; o konularla ilgili sorunlarınızı gidermek için önce konuyu kısaca tekrar etmeli ve daha sonra o konuyla ilgili bol miktarda soru çözmelisiniz.

-   Sınavlarda yaklaşık olarak her bir soruya ortalama 1 dakikada çözme süresi verilmiştir. Sınava giren öğrencinin yeterli pratikliği yoksa zaman problemi yaşanmaya başlanır. Eğer sizde zaman problemi yaşıyorsanız bilirsiniz, sınavın sonlarına doğru soruları hızlı çözmeye çalışırsınız. Bu durum kesinlikle yanlış sayısını artırır. Eğer yanlış sorular çözme hızınızdan kaynaklanıyorsa; pratik kazanmak için öncelikle zorlandığınız konulardan test çözmelisiniz. Ne kadar çok test çözerseniz soru çözme hız o kadar artar.

-   Sınavlar hayatımızda yeni bir yol çizmek için belirleyici unsular olduğu için çoğu zaman, sınava girecek öğrenciler için ölüm kalım meselesi olarak görülür. Sınava verilen bu gereğinden fazla önem ruhsal bazı çalkantılara sebep olabilir. Bu durum sınavda ortaya çıkarsa yanlışların artmasına neden olur. Eğer yanlış sorular sınavdaki ruhsal durumunuzdan kaynaklanıyorsa; deneme sınavlarının birer antrenman olduğunu ve sizi gerçeğe hazırladığını düşünmelisiniz. Deneme sınavlarını öğrenmenin basamağı olarak görmeye alışmalısınız. Bu sayede gerçek sınava da deneme sınavı gibi görerek önemini aza indirgemeyi öğrenmelisiniz.




-   Sınav sırasında daha önceki girdiği sınavları kıyaslamak çok yanlıştır. “Bu sınavda önceki sınavdan daha az soru yapabildim, demek daha az puan alacağım” diye düşünürseniz ister istemez strese kapılmanıza neden olur. Oysaki her bir sınav kendi içinde bir bütündür. Eğer siz bir sınavda zorlanıyorsanız, sınava girenlerin çoğu aynı zorluğu yaşıyordur. Ancak sizin yaptığınız doğru sorular ile çıkardığınız netler diğer adaylardan fazla ise kazanacaksınız. Eğer yanlış sorular sınavda sürekli kıyaslama yapmaktan kaynaklanıyorsa; bu ruhsal durumunuzu genelleme ve kıyaslama yapmayarak değiştirebilirsiniz. Sınavlarda çok veya az yapmak değil, diğer adaylardan fazla yapmak önemlidir. 

-   Sınav sırasında sınıftaki gürültü, sınıf düzeni, diğer adayların tutum ve davranışları, gözetmen öğretmenin sizi olumsuz etkileyen hareketleri nedeniyle konsantrasyonunuz bozulabilir. Eğer yanlış sorular sınavın yapıldığı ortamdaki fiziksel koşullardan meydana geliyorsa; sorunu gözetmene haber verebilirsiniz, ancak sorun bu şekilde genlikle çözümlenemez, bu nedenle sorunu yok sayıp sadece sorulara odaklanmaya çalışın. Bu gibi durumlardan etkilenmek için deneme sınavlarınızın bazılarına gürültülü ortamlarda, müzikli bir ortamda falan girerek onları yok saymanın yöntemlerini geliştirin.

-   Dikkat eksikliği ise kişinin bir şeyi yapma isteği olmasına rağmen kişinin kendisini yapmak istediği şeye odaklayamamasıdır. Sınavda yapılan hatalar dikkat eksikliğinden kaynaklanıyorsa, bunlar her zaman konu eksiğinden kaynaklanmayabilir. Eğer yanlış sorular psikolojik nedenlerden kaynaklanıyorsa; bir uzmana başvurarak psikolojik sorununuzun olup olmadığını öğrenebilir ve onun çözüm önerilerini uygulayabilirsiniz. Bu tip bir sorunun çözümü uzmanlık gerektirir. Ama bu sınava giremeyeceğiniz anlamına gelmez. Deneme sınavları sürecinde sorun tespiti ile aşılabilir.



-   Sınavda psikolojiniz çok bozuk olduğundan rahatsızlık yaşıyorsanız. Bu durumunuz fizyolojinizi bozmaya başlamış demektir. Eğer sınavda yaptığınız hatalar fizyolojik nedenden kaynaklanan motivasyon ve dikkat eksikliği nedeniyle çıkıyorsa; sorun bir uzman kontrolünde çözüme kavuşturulmalıdır. Unutmayın sağlık her şeyden önemlidir. Deneme sınavı olmak zorunda değilsiniz. Bu sorunları yaşayan biri için sınav olmak hasta olmaya neden olabilir, bundan sonraki sınavlar için olumsuz çapa oluşturabilir ya da ders çalışmayı kötü etkileyebilir en önemlisi vücut kimyanızı bozabilir.

-   Sınav salonunda bulunan diğer adaylarla ilgilenir, kim hangi sayfada diye merak edip çevrede olup bitenleri gözlemlemeye başlarsanız bu sizin konsantrasyonunuzu bozacağı gibi dikkat eksikliğine de yol açar. Bu durumda yapacağınız yanlışların sayısı artar. Eğer yanlış sorular sınavda yaptığınız yanlış davranışlarınızdan kaynaklanıyorsa; sınavda sadece sorularla ve bu soruları nasıl çözebileceği ile ilgilenmeye odaklanmalısınız. Şu düşünceyi benimsemelisiniz. “Sınavda sadece kendinizle yarışıyorsunuz!” alacağınız puana göre sınavı kazanacağınıza göre sınavda mümkün olduğunca çok soru çözmek için kendinizle yarışın.

-   Soruları okuduğunuzda sorularla ilgili olarak “zor, kolay, böyle de soru mu olur?” gibi değerlendirmeler yapıyorsanız bu durum motivasyon ve dikkat sorunu yaratır. Eğer yanlış sorular konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanıyorsa; sınavda soruları nasıl cevaplayacağınız dışında sizi olumsuz etkileyebilecek hiçbir düşüncenin aklınızda belirmesine izin vermeyin. Başarılar…

Cemal Kondu
cemalkondu@hotmail.com





dahibeyin.blogspot.com




Bıktım Dediğim Anda Nasıl Çalışmaya Başlanır?



Çalışmak,  hedefine ulaşma yolunda,  yılmadan çalışmak. Her türlü zorluğa karşı direnmek. Zamanla mücadele etmek. Omuzlarındaki yükün ağırlığını yüreğinde bilmek. Uzak olsa da hedef yürümek. Yürüdükçe yaklaştığını görmek. Yaklaştıkça tempoyu artırmak. Ve sonun da gülmek…
Uzun süre yoğun bir tempoda çalıştın. Bunalmış olabilirsin. Yaşantında farklılıklar olsun isteyebilirsin. Bir insana sadece sol tarafına dönüp yatacaksın desen, Sabaha kadar değişik pozisyonlarda kaç takla attığına şahit olursun.  Bir sağa döner, yastığın bir ucundan diğer ucuna, gezinip durur. Farkında olmadan yorganla boğuştuğu dahi olur.

Geride kalan sayfalarda dersi nasıl seveceğinle ilgili önerilerim olmuştu. Birçok kez bu konuya değindim.  Şimdi ise rutine binmiş sıradanlaşmış bir çalışma akışında değişiklik yapmanın zamanı geldi.  Öncelikle belirtmeliyim ki, bütün yorgunluk,  düşünce akışınla ilgili. Bir format yapmalısın kendine. Kısmi bir format tabi. Aslında insanı yoran şey,  o anda değil,  geçmişe baktığında gördükleridir.  Aynen şöyle bir cümle duyarsın “ Çok sıkıcı olmaya başladı,  günlerdir hep aynı şeyleri yapıp duruyorum, sıkıldım”

 Bu cümleyi şöyle değiştirsek “ Günlerdir ders çalışmakla epey bir yol aldım. Hiç bilmediğim birçok konuyu öğrenme şansım oldu”  Gerçekten harika bir bakış açısı değil mi?
Böyle düşünme bize ne kaybettirir?

……………..
Ne kazandırır?     Öncelikli kazancın,  önünde devam eden maratona,  iğrentiyle, ön yargıyla bakmamış olursun. Olumsuz bir mesajın yıkıcılığını önlemiş olursun. Olumsuz mesajların tahribatını kısa bir süre sonra anlatacağım. Şaşıracaksın.

Bence bu gün ders çalışmayı bırakmalısın.  Şimdi yerinden kalk, güzel bir çay demle. Varsa yanına bisküvi, kuruyemiş koy. Sonra geldiğinde devam ederiz. Senden istediğim bu kitabı çay içerken, çekirdek çitlerken okuman.
Hadi şimdi, kalk ve git.

ÇAY MOLASI
Tekrar devam ettiğine göre çayımız hazır olmalı.  Dedim ya seni yoran şey, geçmişe dönüp bakman. Döndün, baktın günlerdir kitap kurdu olmuş, test soruları arasında sek sek oynayan birisini gördün. Sıkıcı diye düşündün. Miden bulandı.

Şimdi derin bir nefes al. Gözlerini kapa…    Şaka şaka!  Gözlerin aç. Bu güne kadar hep gezdiğini eğlendiğini, televizyon izlediğini düşün.  Tekrar ediyorum, bu gün kesinlikle ders çalışmıyorsun.
Yarın çok uzun bir aradan sonra ilk kez ders çalışacaksın. Yarın ilk kez derse başlayacaksın. Öyle hissetmelisin. Dinlenmiş, dinçleşmiş, mutlu. Böyle olmalı bakışın. Bu psikoloji senin dersi tekrar kucaklamanı sağlayacak.  Gir koluma küçük bir yolculuğa çıkıyoruz. Nereye mi? Senin gitmek istediğin yere…

 Hedefine yaklaşmakta olan,  başarılı bir üniversite öğrencisi var karşımda. Annesini babasını mutlu etmiş vefalı bir evlat. Bu öğrenci üniversiteyi kazanmış olmalı. Acaba üniversitede neler yapabilir ki; sosyal kulüpler, tiyatro çalışmaları, geziler, ünlü sanatçıların okul ziyaretleri, sadece üniversite öğrencilerine has çılgın bahçe gösterileri, konserler, dinletiler. Gece yarılarına kadar süren geyik muhabbetleri,  Valla yaşamanı kesinlikle tavsiye ederim.

Gece geyik muhabbetleri deyince uyarıda bulunayım. Yurt- kur’un öğrenci yurtlarına kız öğrenciler için son giriş zamanı kışın 9’ yazın 10’dur.

Sana bir anımı anlatayım. Okulun bahçesinde arkadaşlarla oturuyoruz. Yanımızda bir havuz var. Bahçe havuzu. Büyükçe bir havuz.  Okula yeni geldiğimiz için geleneklerini bilmiyoruz. Bahar gelmesiyle birlikte üç dört kişi bir araya gelir, yakaladıkları birini havuza elbiseleriyle atarlarmış. Tabi ben öyle şeyleri pek görmediğim için bilmem. Arkadaşlara “biraz başım ağrıyor” dedim. Demez olaydım.  Yanında duran bir çatlak su iyi gelir deyince diğerlerinin gözü döndü hepsi birden “ evet iyi gelir” demeye başladılar. “Etmeyin kurbanınız olayım desem de beni dinleyen kim. Kollarımdan ve bacaklarımdan tutup direk havuzun içine attılar. 

Epey bir su yuttuktan sonra dışarı çıktım. Kızlı erkekli herkes,   kahkahadan yerlere yatıyordu.  Benim ise üzerimden şırıl şırıl sular akıyordu. Adeta canlı bir su fıskiyesi olmuştum.  Bu uyanık meymenetsiz arkadaşlarımın sayesinde havuz,  ilk sezonunu benimle açmıştı. O günden sonra dört kişinin kolları arasında havuza giderken, yalvaran çok genç gördüm. 3. Sınıfa gidiyorduk. Çılgın arkadaşımın birisi( manyak)    yeni gelen öğrencilerden oluşan bir sınıfına girer. Ben öğretim görevlisi Hasan’ım der. Ve 3 saat hiç kimseyi bırakmadan ders anlatır. Zavallı saf cik cikler ( yeni gelen öğrenciye verilen ad) arkadaşımızın öğretim görevlisi olmadığını anlayamamışlardır. O’nu bahçede görünce saygılarından önlerini düğmelemişler.  Hatta  “Hasan hocam dersinizi çok beğendik”  diyenler bile olmuş. . Zavallı saflar,  ancak bir hafta sonra Hasan hoca diye birisinin olmadığını öğrenebilmişler.

Şimdi sana soruyorum. Bu arada çayını yudumlamaya devam et. Bu gün mola verdin, unutma. Benim anlattığım basit iki yaşantıydı. Ne dersin bu eğlenceli ortamda sen de olmak ister misin?

……………..
İstediğini biliyorum. Seni de “  kampüs’e”  bekliyoruz. Tamam mı?



Kadir Akel
Eyvah Sınav Canavarı Olmuşsun