Kişilik ve Kişisel Dramalarımız

Birçok psikolojik kuram insanın, kendi kişiliği ne ise o olduğunu kabul eder. Kişilik ötesi bakış açısından bakıldığında, kişiliğe göreceli olarak  daha az önem verilir. Kişilik varlığın görünen yanlarından yalnızca birisi olarak ele alınır. Psikolojik sağlık kişiliğin değiştirilmesinden çok, kişilikle birebir özdeşleşmekten uzaklaşmayı kapsar.

Kişilerin anlattıkları kişisel dramalar, duygusal yükümüzün bir parçasıdır. Kişinin kendi kişisel dramasından ve başkalarınınkinden bağımsızlaşması ya da kendini bunlarla kimliklendirmekten uzaklaşması genellikle yararlı olmaktadır.
Duygu, düşünce ve davranışlardaki karakteristik özellikler, kişinin bireysel karakterini oluşturur.
Nisargadatta Maharaj'a sormuşlar bir gün:
"-Efendim, bana baktığınızda ne görüyorsunuz?"
"-Sizin kendinize ait imgenizi görüyorum", diye yanıtlamış.
Harry Alder, NLP'de 'mecaz' kelimesinin gülümsemeyi, benzerliği, alegoriyi, şakaları ve hikayeleri içine aldığını vurgular. Mecazları gündelik yaşamlarımızda 'daha iyi iletişim kurmak', 'sorun çözmek' ve 'potansiyellerimizi ve fırsatlarımızı belirlemek' için kullanabiliriz. Mecazlar sağ beynimizi ve kapsayıcı imgelem gücümüzü harekete geçirir. Soyut dil örneklerinin tersine, hayal gücümüzü uyandırır, görsel ya da başka bir duyuya ait bir imgeye dönüşür. Tuğla ile ilgili bir hikaye dinlediğinizde onu zihin ekranınızda görebileceğiniz gibi, yere düştüğünde çıkan sesi işitebilirsiniz, dokunuyormuş gibi serinliğini hissedebilirsiniz.
Güvenilir bir insan ya da 'itimat edilir bir insan' gibi insan kişiliğiyle ilgili soyut kavramları hayal etmemiz daha zordur. Bu noktada hikaye kahramanları bize yardımcı olur.
Mecazlar zihinsel haritalarımız arasında köprü kurarlar.
Harry Alder mecazı iletişim alanında şu amaçlar doğrultusunda kullanabileceğimizi açıklar:
"Mecazlar ifadeyi basitleştirerek farklı zihin haritaları arasında köprü kurar. Karşımızdaki insanın savunma ya da saldırı konumuna geçmesine yol açmadan mesajı 'kişisellikten kurtararak' ifade etmemizi sağlar. Sağ beynimizi uyarıp yaratıcılığımızı uyandırır. Karşımızdaki insanların kullandıkları terimler ve mecazlar bize onların dünya haritaları, değerleri ve inançları hakkında bilgi sağlar. Bu yolla kendimizi de daha iyi tanıyabiliriz. Dinleyicilerin ya da okurların dikkatini çeker, direnç oluşmamasını sağlar, daha derin bir kavrayış sağlar. Canlı hatıralar               oluşturur. Kişisel gelişim ve terapi alanlarında 'içebakış' ve 'derinlemesine kavrayış' sağlayarak, insanların kendi bilinçaltlarıyla iletişim kurmalarını sağlar. Mecazlar ve mecaz yorumları sayesinde insanlar sorunlarını ve bu sorunların çözümlerini daha net görebilirler. Motivasyon sağlar, yani duyguları harekete geçirir. 'Elim kolum bağlı' gibi olumsuz mecazlar ise avantaj kaybına neden olurlar."
Önceki bölümlerden birisinde Nasreddin Hocanın İçerisi Çok Karanlık adlı hikayesini sunmuştuk. Hocanın kaybettiğini söylediği nesne 'Yüzük' olarak işleniyordu. Robert Ornstein'ın Yeni Bir Psikoloji adlı eserinde aynı hikaye anlatılmaktadır fakat kaybedilen nesne 'Anahtar'dır. Şifahi anlatımlarda yıllar içinde farklı yörelerde bu tür farklılaşmalara rastlanması doğaldır. Hoca evinin önünde çömelmiş bir şey aramaktadır. Bir adam yaklaşır ve ne kaybettiğini sorar. "Anahtarımı' der Hoca. Bir süre birlikte aradıktan sonra adam sorar: "Hoca anahtarını burada düşürdüğüne emin misin?" "Aslında evimin içinde kaybetmiştim" der Hoca, "Peki neden burada arıyorsun" der adam, "Burası evimden daha aydınlık ta ondan" diye yanıtlar Hoca.
Bu öyküdeki derin ögelerin açığa çıkarılması için bir uygulama önerir Ornstein:
"Kısa bir süre için sizi birkaç kez okuyarak öyküyle bir aşinalık kazanmaya davet ediyorum. Ardından gözlerinizi kapayın ve kendinizi çılgıncasına bir şey ararken hayal edin. "Ne arıyorsunuz?" "Nerede arıyorsunuz?" "Aradığınız yerde Biraz Işık var mı?" Bunu yaptıktan sonra şimdi bir kez daha gözlerinizi kapayın ve bir anahtar düşleyin. "Anahtarınız nedir?" Üzerinde kafa yorun. Ortaya ne çıkıyor? Anahtarla biraz vakit geçirdikten sonra kendinize "Anahtarınızı kaybettiğinizi" söyleyin ve bunun sizi nereye götürdüğüne bakın. Daha sonra "Anahtar evimin içinde" sözünün üzerinde durun. Düşüncelerinizin nereye gittiğine dikkat edin.
 Sonra da tüm öyküyü bir araya getirin:
"Kendi evimde olduğunu gerçekten bildiğim anahtarımı, orada olmadığını bildiğim, ama daha fazla ışığın olduğu yerlerde arıyorum." Ve bu öyküye biraz daha zaman ayırın. Ziyaret etmek için iyi bir yer. Bir       başka kişisel çağrışım da şudur: Aklın iki alanı birbirine karşıttır: Işık ya da Gündüz ile karanlık ya da Gece. Anahtar evin içinde karanlıkta, evimizin aklımızın ve bilimin keşfedilmemiş alanındadır. Nesneleri gün ışığında bulmak genellikle daha kolay olduğu için normal olarak günün aydınlığından etkileniriz ve gözümüz kamaşır. Ancak aradığımız şey burada olmayabilir. Ve çoğunlukla karanlıkta pek te nazik olmayan bir biçimde el yordamıyla aramak zorunda kalabiliriz. Aradığımızı bir kez karanlıkta bulduğumuzda onu ışığa çıkarabilir ve aklın her iki alanının bir sentezini yaratabiliriz."
Robert Ornstein'ın bu önerisini bu kitaptaki hikayelere, yorumlara, alıntılara, ek yazılara da uygulayabilirsiniz.
Ayın yirmisekiz günü, hangi gündeyseniz, elinizdeki kitabın o güne denk gelen  yazısını okuyup, gün boyu tefekkür edebilir ve karşılaştığınız olayları, duygularınızı, düşüncelerinizi, beklentilerinizi bu "algı filtresiyle" değerlendirebilirsiniz. Böylece başkalarının algı filtrelerini de daha kolay anlayabilirsiniz. Bir insanı anlamak, onun algı filtrelerini anlamaktır bazen. On dört Nasreddin Hoca hikayesini de çeşitli fırsatlarla kullanabilirsiniz. Mecazlar hayatınızı yorumlamanıza yardımcı olacaktır.
Önemli olan bilginin deneyimlerinizi nasıl etkilediğini anlamanız ve daha önce farketmediğiniz şeyleri farketmeye başladığınızı algılamanızdır.
Düşünceyle bakışı ve düşüncesiz bakışı deneyimlemeniz, ikisi arasındaki farkı değerlendirmeniz ve düşüncesiz farkındalık meditasyonunu gerçekleştirebilmenizdir. Bunun sembolü ise alında ve başın üzerinde hissedilen yoğun çekim gücüdür. Bu yoğun çekim gücü ve Rahmani Nefes'in, Kundalini'nin ya da Shekinah'ın esintisi sizi düşüncesiz farkındalık konumuna sokacaktır.
Yapmanız gereken yalnızca sakin bir şekilde oturmak ve dikkatinizi yönlendirmektir. Hepsi bu!..

NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap
Dahi Beyin Blog