Peşimizde Dolaşan Canavar



Hayatınızda güvenli kıyılara tutunup kalmak, korkularınıza hapsolmayı seçmekten başka bir şey değildir. Kapalı hücreye dönmüş bir hayat yaşarken, özgür olduğunuzu zannedebilirsiniz ama inanın bana, bu yalnızca bir hayaldir. Kendinize söylediğiniz bir yalandır. Hücreden çıkıp yeni ufuklara doğru yol aldığınızda, kalabalığı izlemekten vazgeçtiğinizde, elbette korkular su yüzüne çıkmaya başlayacaktır. İnsanız ne de olsa.

Cesaret demek, bu korkuları hissetmenize rağmen ilerlemeyi sürdürmek demektir. Cesaret, korkunun yokluğu değil, korkunun içinden yürüyüp sizin için önemli olan hedefi kovalamaktır. Güvenli limanda yaşayıp bildik şeylere sarıldığınızda, yaşayan bir ölüden farkınız kalmaz. Bilinmeyene yönelmeye cesaret edip yaşamınıza yabancı kalan yerleri araştırmaya kalktığınızda hayata dönersiniz, kalbiniz yeniden çarpmaya başlar. Yaşamanın yolculuğu, heyecanı ve tutkusu geri döner.
Aşırı korku ânında beyin adrenalin ve noradrenalin denilen maddeleri salgılamaktadır. Bu iki maddenin özelliği ise düşüncelerimizin beynimizin içinde dolaşmasını sağlayan transmitter maddenin hareketini bloke etmeleridir. Bu durum da düşünmemizi engeller. Üniversite sınavı sırasında gençlerin bildiklerini de unutmalarının sebebi korkudur. Bir kaza ânının hatırlanamamasının sebebi de bundan farklı bir şey değildir. Hayatımızda genellikle çok önem verdiğimiz şeyleri yaşarken hafif endişeyle birlikte korku duyarız. Bu, önümüzdeki engelleri gözümüzde büyütmekten kaynaklanır.
Korku, öğrenilmiş bir etkidir. Yaşamı tüketen bu alışkanlık haline gelir. Dikkatli olmazsanız enerjinizi, yaratıcılığınızı ve ruhunuzu kolaylıkla alıp götürebilir. Hayal kurma cesaretinizin önündeki en büyük engeldir. Korku hedef belirsizliğine yol açar.
korkular dusunce gucu
Doğru düşünme ve doğru karar verme olasılığını en aza indirir. İrade gücünü yok eder,  kişiyi başarısızlığa davet eder. Hedeflerimize ve hayallerimize ulaşmamız çok kolayken bizim korkularla uğraşmamız ne kadar büyük bir zaman kaybı değil mi?
Korku bilincin olumsuz yönde akışından başka bir şey değildir. Tüm korkular yıllar içinde sessizce zihnimize doldurduğumuz hayali küçük canavarlardan başka bir şey değildir.
Bir çocuğu ele alın. Sınırları yoktur. Zihni verimli bir potansiyel ve olasılıklar yaratan bir fabrikadır. Doğru organize ettiğiniz zaman büyük biri olur. Olumsuzlukla doldurulduğunuzda zihninizi vasat durumuna getirirsiniz. Bu nedenle hedefiniz, ister iyi bir kariyer, ister üniversite okumak olsun,  düşünme şekliniz sizi hedeflerinize ulaştırmada çok etkilidir.
Olumsuz düşünen kişi, çiğ bir yumurtayı kabuğuyla yutmuş bir adama benzer. Yumurtanın kırılacağı korkusuyla hareket edemez, civciv çıkacak korkusuyla da hareketsiz duramaz.
İşte korkularımız bizi böyle çaresiz durumda bırakır. Bize korkulacak şeylerden daha fazla zarar verir. Tüm korkular ancak eyleme geçirilerek alt edilebilir. Eylem, korkunun birinci düşmanıdır. Dolayısıyla korktuğumuz şeyi yapmak bize güç ve cesaret kazandırır. Artık korkular sizden korkmaya başlasınlar.
Korkuyu alt etmek ve özellikle de hayat boyu sürecek bir korkuyu yenmek, kişiyi çok rahatlatır, önünü açar. Şimdi kendi kendinize karar verin.
 Başladığım her şeyi bitireceğim.
 Daima ileriye doğru ilerleyeceğim.
 Hedefime giden yolda önümü tam olarak göremiyor
olsam da bir adım atacağım.
 Bilinmeyenlere doğru cesaret ve güvenle gideceğim,
zira çok önemli ve çok arzuladığım bir amaca doğru
yürüyorum.

Düşüncelerinizi hedefleriniz üzerine topladığınızda korkularınız birer birer azalacaktır. 

Kaynak: www.gencgelisim.com