Ateşin insanlık tarihindeki önemini
anlatmaya gerek yok. İnsanlık tarihinin ilk zamanlarında güç bela elde edilen
ateşin bazı topluluklar tarafından nasıl kutsandığını da gayet iyi biliyoruz.
17. yüzyılda icat edilen kibrit bu yükü insanın omuzlarından kaldırdığı için
büyük bir hizmet olarak nitelendirilebilir. Sonradan icat edilen çakmak ise
insanların hayatını daha çok kolaylaştırmıştır.
Kibrit, ağaç dallarından yontularak kürdana
benzetilen ve başına sıvı yapışkan bir madde sürüldükten sonra, üzerine fosfor
içeren bir başlık konularak oluşturulan yanıcı maddedir.
Tarihçesi
1669’da Hamburglu simyacı Hennig Brand
altın elde etmek isterken fosforu keşfetti. Her ne kadar fosfor, ateş için
kullanılmadıysa da ancak 160 yıl sonra kibrit imalinde kullanılmaya başlandı.
1680’de İrlandalı kimyacı Robert Boyle
(1627-1691) ile fosforla kaplı kâğıtla beraber sülfürle kaplı ahşap çöplerini
beraberce piyasaya çıkardılar. Çöplerin üzerine kâğıt katlandığında ve çöp
çekildiğinde alev ortaya çıkmaktaydı. Ancak fosforun çok pahalı olması
sebebiyle, bundan zengin tabaka faydalanabiliyordu.
Çakmak taşı ve çelik kullanımı 1781’e kadar
devam etti. O yıllarda Fransa’da yapılan kibritte, kâğıdın ucu fosfor ile
kaplıydı. Ayrıca üzerinde cam vardı. Cam kırıldığında kâğıt alev almaktaydı.
İtalya’da yapılan kibrit ise, küçük bir kutu fosfor oksitli çizgilere sahipti.
Sülfür uçlu çubuklar, kutuya sürüldüğünde ateş almaktaydı.
Günümüzde kullandığımız şekliyle kibrit
1809′da John Walker adlı bir İngiliz kimyacı tarafından icat edildi. Walker bir
tahta çubuğun ucunu çeşitli kimyasallarla kaplayıp kuruttuktan sonra, çubuğun
herhangi bir yüzeye sürtülmesiyle ateşin ortaya çıktığı keşfetti. Walker'ın
kullandığı kimyasallar antimon sülfür, potasyum klorat, zamk ve nişastaydı.
Üretilen ilk kibritlerin uçlarından biri, içinde potasyum klorat bulunan bir
karışıma batırılmış küçük bir kükürtlü tahta parçasından ibaretti. Tutuşturmak
için yoğun sülfürik aside daldırmak gerekiyordu, bu da tehlikeli ve oyalayıcı
bir işti.
Walker, ilk kibriti icat etmesine rağmen,
ticari alanda bunun pazarlama ve satışında başarılı olamamıştır. Daha sonra
Samuel Jones, pazarlama işine karar vermiş, ama kötü kokusundan dolayı o da
kibritlerin satışı konusunda başarılı olamamıştır.
Kullanılışı basit ilk kibrit 1830'da Dole’de
yaşayan ve henüz öğrenci olan on dokuz yaşındaki Fransız kimyacı Charles Sauria
tarafından imal edilmiştir. Sauria, daha önce elde edilen bu karışıma en basit
sürtünmeyle alev alıveren beyaz fosfor katmayı akıl etti ve kokusuz bir kibrit
yaptı. Ama bu kibrit de beyaz fosforun zehirli olmasından ötürü birçok
rahatsızlıkla beraber ölümlere neden oldu ve pek tutmadı.
Beklenen gelişme 1855'te İsveç'ten geldi.
İsveçli Johan Edvard Lundstrom ilk güvenlik kibritinin patentini aldı.
Lundstrom’un aldığı ilk kibrit patentinde, bir kutunun dış yüzeyine kırmızı
fosforu sürüp, geri kalan kimyasalları da kibrit çöpünün uç kısmına koymaktan
ibarettir. Böylece hem beyaz fosforun zehirli etkisi ortadan kalkmış, hem de
sürtünme kibritlerinde görülen şiddetli alev alma gibi sorunlar ortadan
kalkmıştır. Böylece “İsveç kibriti” veya “güvenlik kibriti” doğmuştur.
1882’de Amerika’da piyasaya sürülen bir
kibrit, yapılan kimyevi muameleden dolayı, ancak orta noktasına kadar
yanmaktaydı.
1889'da Joshua Pusey, ilk kibrit kutusunu
icat edip patentini aldı, ama 1896'da patentini Diamond Match Company'ye 4000
dolar ve bir iş karşılığında sattı. 1911'de şirket, Amerikan başkanının ricası
üzerine patenti kaldırmıştır.
Beyaz fosforun kibritlerde kullanımı
1875'de Danimarka'da, 1879'da İsveç'te ve 1911'de Amerika'da yasaklanmıştır.
1867-1925 arası dönemde, dünyanın en büyük
kibrit üretici devletleri İsveç, Amerika ve Japonya'ymış.
1932’de Avusturya’da yapılan bir kibritte
tekrarlı şekilde ateşleme mümkündü. Gerçekte bu, selefonla kaplı uzun bir
kibrit ucundan ibaretti. Ateşi geciktirme maddesinin bulunmasından dolayı yanma
yavaş olmaktaydı. Eğer dikkatli kullanılırsa, her bir kibriti 40 defa kullanmak
mümkündü.
Kibrit yapımında, zehirin bertaraf edilmesi
yanında, başka bir önemli ilerleme, suya dayanıklı kibritin yapılmasıdır.
İkinci Dünya Savaşında ortaya çıkan ihtiyaçtan dolayı geliştirilen bu tür
kibrit, imalatın başlamasından bu yana hayal edilmekte olan bir hadisedir.
İlk zamanlar hem kibrit çöpleri, hem de
kutular elle yapılmaktaydı. Daha sonra bu işler otomatik hale getirildi.
Kibritin modern imalat şekli, temel olarak hemen hemen her yerde aynıdır. Bu,
ahşabın uygun ölçülerde kesilmesi, uçlarının teşkil edilmesi ve
kutulanmalarından ibarettir.
Kibrit imalatında ABD’yi, İngiltere, BDT,
İsveç takip etmekteydi. Ancak İkinci Dünya Savaşından sonra Japonya ucuz
kibritleriyle ön sıraya geçti. Daha sonraları çakmakların yaygınlaşması,
elektrikli aletlerin ortaya çıkması, kibrit imalatının belirli bir seviyenin
üstüne geçmesini önledi.
Kibritin
Yapısı
Genellikle bir kibrit kutusu 40 çöp ve bir
kibritin tutuşturulması için gereken sağ ve sol yüzeylerinde tırtıklı bir bölge
barındırır. Bir kibriti tutuşturmak için kibrit, kibrit kutusunda yer alan bu
tırtıklı bölgeye sürtülür. Sürtünme yoluyla oluşan ısınma kibritin alev
almasını sağlar.
Kibrit ucu, kükürt (S) ve oksitleyici
olarak potasyum klorattan (KClO3) oluşmaktadır. Potasyum klorat kükürtün
yanmasını sağlayan oksijeni veren maddedir. Ayrıca sürtünmeyi arttırıcı çok
ince cam tozu ve bu karışımı bir arada tutacak bağlayıcı olarak tutkal veya
nişasta kullanılır.
Kibrit çöpü, ağacın kibrit çöpü boyutlarına
getirilip yanmayı kolaylaştırmak için parafin emdirilmesi ve yanmayı kontrol
etmesi için amonyum dihidrojenfosfat ile hazırlanır. Hazırlanan bu çöplere
kükürt ve potasyum klorat karışımı tutkal yardımıyla tutturulur.
Kibrit yapımında kullanılan kavak kütükleri
12-18 ay uygun şartlarda saklandıktan sonra, kibrit çöpü olarak kesilir. Daha
sonra bunlar ardı ardına banyolardan geçirilerek son duruma getirilir. Bu
banyolar kibritin verimini, emniyetini sağlarken, dış atmosfer şartlarından da
korumayı amaçlar. En son devrede kibritler kurutulur ve kutulanır.
Kibritler, sürtünme kibriti (friction
matches) ve güvenlik kibriti (safety matches) olarak ikiye ayrılır; sürtünme
kibritleri herhangi bir yüzey üzerine sürtüldüğü takdirde yanarken, güvenlik
kibritleri ise sadece belli yüzeyler üzerine sürtüldüğünde (mesela kibrit
kutusunun yan yüzü) yanmaktadır. Bunu belirleyen ise tabi ki kibrit çöpünün
ucundaki kimyasalların içeriğidir.
Türkiye’de
kibrit
Memleketimizde önceleri Avrupa ülkelerinden
ithal edilen kibritin, 1 Haziran 1929 yılında çıkan bir kanunla yapımı, ithali
ve satışı, İnhisarlar Genel Müdürlüğüne verildi. İlk fabrika, adı sonradan
Tekel Müdürlüğü olan bu teşkilat tarafından 1932’de İstanbul Büyükdere’de
yaptırıldı. Aradan yirmi sene geçtikten sonra 1952’de kibrit yapımı ithali ve
satışı serbest bırakıldı. Bunun üzerine Tekel’in kibrit fabrikaları yanında
özel teşebbüse ait fabrikalar da kuruldu. Memleketimizdeki kibrit istihsali
ihtiyacı karşılayacak seviyede olduğu gibi, ihraç da edilmektedir.
Kibrit çöpleri Türkiye’de titrek kavak
olarak bilinen Aspen ağaçlarından yapılıyor. Bu ağaç, diğer birçok ağaçtan daha
hızlı büyür ve kâğıt hamuru yapımı için de çok uygundur.
Kav kibrit fabrikası koç grubu tarafından
kuruldu ve 1998’
de yine Koç Grubu tarafından İsveçli bir firmaya satıldı. Fakat ne yazık ki
fabrika pazarın küçülmesi sebebiyle kapandı. Piyasada bulunan kav kibritler ise
elde kalan son kav kibritleri. Malazlar kibrit fabrikası ise bir aile şirketi
olması dolayısı ile hala ayakta durmaya çalışıyor. Fakat önümüzdeki zamanlar
içerisinde fabrikanın kapanabileceği belirtiliyor. Kibrit fabrikalarından bir
diğeri ise Tekel’e aittir. Ne yazık ki Tekel de yakın zamanda üretimini
durdurmuştur. Bütün bunların başlıca sebeplerinden biri Çin’den getirtilen ucuz
ve adi çakmaklardır.
Kibrit
Koleksiyonculuğu
Kibrit kutularının geometrik şekli, yapısı,
üzerindeki resim ve yazılar onları ilgi çekici yapmaktadır. Kibrit kutularının
üstünde çeşitli kültürel, sosyal ve turistik bilgiler yer almakta, grafik
sanatlara ait güzel örnekler sunulmaktadır. Bu durum ister istemez kibrit
kutularının koleksiyonculuğunu başlatmıştır.
Kibrit kutularını biriktirerek bunların
koleksiyonculuğu yapmak oldukça yaygın bir hobidir. Kibrit kutuları ile
koleksiyon yapan ilk meraklının 19. yüzyıl ortalarında hükümdarlık yapmış olan
bir Siyam kralı olduğu rivayet edilmektedir.
Günümüzde kibrit kutusu koleksiyonculuğu
yapan kişilere filumenist (alev dostu) denmektedir. Bilinen en zengin
koleksiyon ismini bilemediğimiz bir İngiliz filumenistine aittir. Bu meraklının
bütün dünyadan topladığı yaklaşık 150.000 taneden oluşan kibrit koleksiyonu
vardır. Alman koleksiyonculardan Günther Koch ise 130.000 parça ile ikinci
sıradadır.
Londra’daki John Walker Eczanesi’nin reklam
amacıyla çıkarmış olduğu kibrit kutusuna sahip olmak zengin koleksiyoncuların
en büyük arzusudur. Çünkü bu kutudan dünyada sadece 3 tane kalmıştır.
Ali Topdağ
Kaynak: www.gencgelisim.com
