Tarihimizin En Gözü Kara Komutanları

Gazi Osman Paşa: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı, nam-ı diğer 93 Harbi esnasında Plevne kuşatmasındaki 150.000 Rus askerinin komutanı bir avuç Türk’e karşı başarı gösteremiyor ve Rus çarı, Romanya Kralı’na şu mesaj gönderiyor: “Türkler bizi mahvediyor!” İşte bu sayıca az ama kocaman yürekli insanların başındaki komutan, ünlü Plevne kahramanı ve adına marş yazılmış mahir Osmanlı komutanı Gazi Osman Paşa’dır. Anadolu ve Avrupa illerinde birçok görevlerde bulunup, birçok başarılar göstermekle birlikte asıl adını 93 Harbi sırasındaki Plevne kalesini, dünyanın tüm askeri dehalarının bile kafalarını karıştıracak bir maharetle savunmasıyla duyurmuştur. Asıl adı Osman Nuri olan Paşa, Rus ve Romanyalı askerlerden oluşan büyük ordunun Plevne’yi kuşatması karşısında, yaklaşık 5 ay süren ve tüm dünyanın askerlik uzmanlarını şaşırtan büyük bir savunma yaptı. Her ne kadar kale düşse de bu üstün savunma maharetinden dolayı Rus Çarı 2. Alexander bu büyük Türk komutanına saygı gösterip kılıcını almadı. Gazi Osman Paşa tarihin şahit olduğu önde gelen askeri şahsiyetlerden biridir. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında adından, şanından ve arka arkaya kazanmış olduğu zaferlerden övgüyle bahsedilmiştir.

Barbaros Hayrettin Paşa: Akdeniz’i Türk gölü haline getiren, Preveze Deniz Zaferi’ni kazanıp destanlar yazdıran, adı duyulduğunda Avrupalıları korkudan tir tir titreten deryalar kaptanı, Osmanlı Amirali… Asıl adı Hızır olan Paşa’nın 1478 yıllarında Midilli'de doğduğu söylense de farklı kaynaklarda bu tarihe yakın başka tarihlerde doğduğu geçmektedir. Kardeşleri Oruç ve İlyas Reis ile birçok deniz seferine katıldı. Cezayir seferine kardeşi Oruç Reis ile birlikte çıkan Hızır Reis, buraların fethedilmesinde önemli bir rol oynadı. Fetihten sonra Oruç Reis Cezayir’e Bey oldu. Ancak İspanyollar Cezayir’i geri almak için karşı saldırıya geçince yapılan savaşta ağabeyleri olan İshak Reis ve Oruç Reis öldürüldü. Bunun üzerine müthiş ve hızlı bir siyaset güderek Cezayir’de Osmanlı Sultanı Yavuz Selim adına para bastırarak hutbe okuttu. Böylece Osmanlı desteğini arkasına almış oldu. Yavuz Sultan Selim de Hızır Reis’i Cezayir Beylerbeyliği’ne atayarak koruması altına aldı. Cezayir İspanyollardan kurtarılsa da Tunus ve Tlemsen Beylerinin saldırılarıyla geçici olarak Cezayir’den ayrıldı. 1525’de Cezayir'i yeniden ele geçirdi. Almanya seferi sırasında Andrea Doria’nın Mora kıyılarına saldırması üzerine Kanuni Sultan Süleyman Hızır Reis'i İstanbul'a çağırdı ve 1533’te "Hayreddin" adını verdiği Hızır Reis’i Osmanlı donanmasının başına kaptan-ı derya olarak atadı. Osmanlı tarihinin en büyük denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa Akdeniz’de Osmanlı hakimiyetini pekiştirmiş, ortak Avrupa donanmasını 1538 Preveze Deniz Savaşı’nda yenmiş üstün bir denizci komutandır.

Fahreddin Paşa: "Medîne müdâfii", "Türk Kaplanı", "Çöl Kaplanı", "Medine Kahramanı" adlarıyla anılan ünlü Türk komutanı. 1. Dünya savaşı sonunda Osmanlı ve müttefikleri yenilmiştir. Ardından Mondros Ateşkes Antlaşması imzalanır. Antlaşma gereği Hicaz, Yemen, Suriye, Irak, Trablus ve Bingazi’de kalan Türk kuvvetlerinin en yakın düşman birliklerine teslim olması gerekir. Osmanlı hükümeti antlaşmaya istinaden özel bir kurye göndererek Fahrettin Paşa’dan Medine şehrini tahliye etmesini ister. Paşa bunu kabul etmez ve kendisine tebliğ için İstanbul'dan gönderilen yüzbaşıyı hapsettirir. Osmanlı Devleti’nin teslim olmasına rağmen 72 gün daha destansı bir şekilde Medine’yi savunmaya devam eder. Gün gelir askerleriyle birlikte çekirge yer, gün gelir kendi açtığı kuyudan çıkan suları zemzem niyetine içer ve askerlerine ikram eder. Ama her zaman başı diktir. Askerin maneviyatını güçlendirmek için gazete çıkarır; vatan ve sancak üstüne şiir yarışmaları tertip eder. Ancak yiyecek, ilaç ve cephanenin bitmesinden sonra kendi askerleri tarafından etkisiz hale getirilerek 13 Ocak 1919’da teslim olur. Hazin sonu çok daha önceden sezen Paşa, Medine’deki 30 parça Kutsal Emaneti 2000 askerin koruması altında İstanbul'a göndererek bu değerli emanetleri yağmaya karşı korumuş olur. Savaş esiri olarak Malta’ya gönderilen Paşa, daha sonra Milli Mücadeleye katılır. 1936'da Tümgeneral rütbesi ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekliye ayrılır; 1948’de İstanbul’da vefat eder. Fahrettin Paşa üstün ve gözüpek bir komutan olmakla birlikte iyi bir fotoğrafçıdır. Savaş sırasında çektiği fotoğraflar, Osmanlı’nın son dönemlerinin kokusunu hâlâ üzerinde taşımaktadır.


Cezzar Ahmet Paşa: Ünlü Fransız komutanı Napolyon’un: “Akka’da durdurulmasaydım, bütün Doğu’yu ele geçirebilirdim” şeklinde ünlü bir sözü vardır. İşte Akka Kale’sini kahramanca savunarak Napolyon’u durduran adam o tarihte 70 yaşlarında olan Cezzar Ahmet Paşa’dır. Bosna’da doğan Ahmet, gençliğinde İstanbul’a gelerek Hekimoğlu Ali Paşa’nın hizmetine girmiş, 1750 yıllarında Ali Paşa Mısır’a giderken o da onunla beraber gitmiş, burada Kölemen Abdullah Bey’in hizmetine girmiştir. Cidde yöresinde ayaklanan Bedevilere karşı yapılan savaşlarda Abdullah Bey'in öldürülmesine misilleme olarak 70 kadar Bedeviyi kılıçtan geçirmesinden dolayı kendisine Arapçada "deve kasabı" anlamına gelen “Cezzar” lakabı takılmıştır. Ayrıca Lübnan, Ürdün ve Filistin’deki karışıklıkları yatıştırarak büyük başarılar elde etmiştir. Zeki, dirayetli ve anlayışlı bir adam olup, pek çok meseleleri önceden keşfetmek hususunda özel yetenekleri olan Cezzar Ahmet Paşa, Akkâ’da mükemmel bir cami, bir çarşı ve birçok çeşme yaptırmak suretiyle imar faaliyetlerinde de bulunmuştur. Napolyon, ilk mağlubiyetinin burukluğunu bu Türk komutanından tatmıştır. Cezzar Ahmet Paşa, Akkâ beylerbeyliği görevini sürdürürken 1804 yılında vefat etmiştir.


Tiryaki Hasan Paşa: 5.000 askeriyle 50.000 kişilik düşman ordusuna 70 gün dayanan ve sonunda onları perişan eden Kanije Kalesi savunmasının efsanevî komutanı. 1600 yılında fethedilen Kanije Kalesi, beylerbeylik hâline getirilerek idâresi Tiryaki Hasan Paşa’ya verildi. Bir yıl sonra Avusturya Arşidükü Ferdinand 50.000 kişilik kuvvet ve 42 büyük topla Kanije önüne gelerek kaleyi kuşattı. Atılan güllelerin kaleye açtığı gedikler, geceleri büyük çabalarla kapatılıyordu. İstanbul’dan da gerekli desteği alamayan Paşa durumu askere belli etmedi. Düşman nehir üzerine köprü kursa da Hasan Paşa, bu köprüleri bir şekilde çalışamaz hale getirdi. Daha birçok askerlik oyun ve hileleriyle düşmanı darmadağın etti; birçok ganimet ele geçirdi. Zafer haberi İstanbul'a ulaştığı zaman Padişah III. Mehmet kendisine mareşallik-vezirlik rütbesi ile üç hilalli sancak ve padişah hatt-ı hümayunu vermiştir. Bu büyük başarısına rağmen söylediği şu sözlerle gösterdiği mütevazılığı dillerden düşmeyecektir: "Kanije Müdafaası gibi küçük hizmetlere de vezirlik verilmeye, pâdişâh mektubu yazılmaya başlandı. Bizim gençliğimizde, böyle küçük hizmetlere vezirlik verilmez, Pâdişâh mektubu yazılmazdı. Biz ne idik, neye kaldık diye ağlıyorum."

Oruç Reis: En büyük Türk denizcilerinden biri olan Oruç Reis, Barbaros Hayrettin Paşa’nın büyük kardeşidir. Oruç ve İlyas reisler, bir seferinde Midilli’den Trablusşam’a giderken, Rodos şövalyelerin saldırısına uğradılar. Çarpışmada İlyas Reis şehit düşüp, Oruç Reis esir oldu. Zorlu bir esaret hayatı yaşayan Oruç Reis, üç yıl sonra esaretten kurtularak Şehzâde Korkut’un verdiği on sekiz büyük harp gemisine komutan oldu. Bunlarla Rodos’u fetheden Oruç Reis, bir gün ani bir baskın sonucunda tüm gemilerini kaybetti. Mağlubiyetten sonra Şehzâde Korkut’a müracaat eden Oruç Reis’e tekrar donanma verildi. Seferlerinde pek çok ganîmet, ticâret malı ve esir aldı. Uzun zamandır uğrayamadığı Midilli’ye gelerek kardeşlerine, akrabalarına, fakir ve muhtaçlara, yetimlere pek çok mal dağıttı. Türk denizcilik târihinde önemli bir yeri olan Cerbe Adası, Oruç Reis tarafından 1513’te fethedildi. Burayı kendisine üs edinen Oruç Reis, Doğu ve Batı Akdeniz’de pek çok gemi zaptetti. Papa’ya ait, o zamanın dev savaş gemilerini ince tekneleriyle ele geçirmesi, şöhretini Avrupa ve dünyaya ulaştırdı. Cezayir’i ele geçirmeye karar veren Oruç Reis, kısa zamanda bu toprakları ele geçirerek buralarda krallığını ilan etti. Ancak İspanyolların saldırısı sırasında şehit düştü. Becâye kuşatmasında sol kolundan ağır yaralanan Oruç Reis’in bu kolu hekimlerin tavsiyesiyle dirsekten kesildi. Bu haliyle bile azim ve şevkinden hiçbir şey kaybetmedi. Kahramanlık timsâli deniz kurtlarından biri olan Oruç Reis, katıldığı muharebede can ve mal endişesi taşımazdı. Ganimetleri fakir ve kimsesizlere, leventlerine dağıtırdı. Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, aynı zamanda ciddî ve sertti. Bütün leventleri tarafından bir baba gibi sevilirdi. Çok iyi bir muhârip, tehlikeli zamanlarda en iyi çareleri bulmakta zorluk çekmeyen bir komutandı.

Selahaddin Eyyubi: Haçlı Seferlerine karşı gösterdiği büyük başarılarla tarihe adını yazdıran komutan… Mısır, Suriye, Yemen ve Filistin Sultanı ve Eyyubi Devleti’nin kurucusu. 1187 yılında Kudüs’ü Haçlılardan geri alarak kentte 88 yıl süren Haçlı egemenliğine son veren komutan. Haçlıların Kudüs’ü geri almak için saldırması üzerine çıkan III. Haçlı Seferi karşısında dimdik durmuş, düşmana aman vermemiş ve Kudüs’ü teslim etmemiş bir savaş dehası. Bir Müslüman olmasına ve Filistin'i elde tutmak için Hıristiyanlara karşı mücadele etmesine karşın, adaleti ve cesurluğu nedeniyle, aralarında İngiltere Kralı I. Richard'ın da bulunduğu Hıristiyan hükümdarlarca bile takdir edildi. İç çekişmeler ve yoğun rekabet yüzünden Haçlılara direnmede güçlük çeken Müslümanların maddi ve manevi açıdan güçlenmelerini sağladı. Tarihin en zorlu dönemlerinden birinde, Müslümanların omuzlarındaki inanılmaz yükü hafifleten ve onurlarını iade eden adamdır Selahaddin Eyyübi. Ayrıca Ortadoğu’daki parçalanmış, birbirine düşman olmuş Müslüman toplumları derleyip toplayan, birlik ve beraberliği sağlayan üstün siyasi zekadır.



Kazım Karabekir Paşa: Şark Cephesi komutanı, Milli Mücadele kahramanı ve siyaset adamı. 1882 yılında İstanbul’da doğan Kazım Karabekir Paşa’nın hayatı askeri başarılarla doludur. 1. Dünya Savaşı’nda, Çanakkale Cephesi’nde, Kafkasya Cephesi’nde, Kurtuluş Savaşı’nda her zaman Kazım Karabekir Paşa’nın üstün askeri başarılarına rastlamak mümkündür. 15. Kolordu Komutanlığı görevindeyken Mustafa Kemal Paşa’nın İstanbul Hükümeti tarafından tutuklanması istemi üzerine, yanına gidip, “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam!” diyerek Milli Mücadeleye en büyük desteği sağlayan yine kendisidir. Aynı zamanda siyasi alanda da bir başarı adamıdır o. Ermenilerin eline geçen Sarıkamış, Kars ve Gümrü kalelerini geri alarak 15 Kasım 1920’de Ermeni ordusunu kesin olarak yenen Paşa, Ermeni hükümetiyle Ankara Hükümeti adına Gümrü Antlaşması'nı imzalamıştır. 1923'te İstanbul milletvekili olan Kazım Karabekir, 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nın başkanlığına seçilmiştir. Ancak parti, 1925’te baş gösteren Şeyh Sait ayaklanması nedeniyle kapatılmıştır. Kazım Karabekir, Mustafa Kemal Paşa'ya karşı yapılan İzmir suikastı ile ilgili görülerek bazı partililerle birlikte yargılandıysa da beraat etmiştir. 6 Ocak 1939'da İstanbul milletvekili seçilen Karabekir, 1946'da TBMM başkanlığına seçilmiş ve bu görevde iken 1948 yılında vefat etmiştir.

Selçuk Alkan selcukalk@hotmail.com