Öteki bilimlerdeki meslektaşları
gibi, önemli psikologların çoğu, ölçemedikleri ve denetleyemedikleri her şeyi
reddetmekte, tanımamaktadırlar. Dolayısıyla doğanın tinsel yanı, öncelik
verilen büyük bir araştırma alanı değildir. Birçok psikoterapist ve psikyatristin bu şeylere
ilgi duymaya başlamaları bize umut ışığı sağlamıştır. Kişilik Ötesi Psikoloji
ve İnsancıl Psikoloji yardım uygulamalarının bir parçası olarak insanın tinsel
deneyimleriyle ilgilenmeyi açıkça içeren meşru bilim dallarıdır. Bunun ötesinde
Bilişsel bilim adamlarının beynin yapısı ve işlevleriyle ilgili araştırmaları,
tinsel deneyimlerin bazı alanlarına çağdaş anlayışının
yayılmasına yardımcı olabilir.
Psikoloji geleneksel olarak
zihinsel işlev dengesizliklerinin daha normal bir hale getirilmesi ile
ilgilenmektedir. Geleneksel psikoloji insan potansiyeli ideasıyla çok az
ilgilenmişti. Son birkaç on yıl içinde geleneksel psikolojinin dar odağı değişti
ve temel olarak dengeli bir yapıya sahip insanların psikolojik gelişimlerine de
önem verildi ve desteklendi. Özellikle, İnsancıl Psikoloji olarak bilinen alan,
insan potansiyelinin gerçekleştirilmesi tutumunu kendi uygulama alanı içine
almıştır. Bu ideaların klasik bir sunumu, hümanistik psikolog Abraham Maslow
tarafından, Gereksinimler Hiyerarşisi adı altında toplanmıştır.
Abraham Maslow’un Gereksinimler
Hiyerarşisi :
Fizyolojik gereksinimleri karşılamak. (Physiological)
Güven duygusu duymak. (Safety)
Ait olmak. (Belonging)
Kendine saygı duymak.
(Self-esteem)
Kendini gerçekleştirmek.
(Self-actualization, self-realization)
Kendini aşmak.(Self
transcendence)
Bunlardan her biri, öncekinin
üzerine temellenmektedir. Dolayısıyla, Güven Duygusu gereksinimi yeterli olarak
ancak bir insanın, yiyecek ve uyku gibi fizyolojik gereksinimlerinin
karşılanmasından sonra ortaya çıkmaktadır. Bir ilişkiye, bir aileye, bir
organizasyona, bir kültüre, bir topluma Ait Olmak bir Güven Duygusu seviyesinin
gerçekleştirilmiş olmasına zorunlu olarak ihtiyaç duymaktadır. Bir seviyenin
taleplerinin yeterli ölçüde tatmin edilmiş olmasıyla biz Kendini İfade Etme ve
İletişim Kurmanın daha üst seviyelerini izlemek için bütünüyle özgür oluyoruz.
Kendine Saygı Duymak, bir insanın kendisini kendisi olarak beğenmesi ve kabul
etmesi, insanın farkındalığının gelişmesinde, bir tekerleğin mili gibi rol
oynamaktadır. Kendimize saygı duyuyorsak, gündelik yaşamın fırtınalı
dönemlerinde karşımıza çıkan olaylarla başa çıkabiliriz. Kendimize saygı duymuyorsak,
gündelik hayatın fırtınalarında gemimiz kaybolur. Temelde iyi bir insan
olduğumuza inanıyorsak, kendimizin büyüyüp çiçek açmasına izin verebiliriz.
Temelde kendi tinimizi kabul etmiyorsak, bize yardımcı olacak destek
faaliyetleri için çok az nedenimiz olacaktır. Kendini Kabul Etme duygusu bir
nirengi noktası olarak güvenli ve sağlam bir şekilde kurulduktan sonra, kişi,
ilginç ve anlamlı amaçlara erişmek için çalışabilir hale gelecektir. Zaman
içinde bu amaçlı ve tutarlı çaba başarılı olacak ve Kendini Gerçekleştirme ile,
insanın yaşamı en yüksek Değerler ve Amaçlarla uyumlu hale gelecektir.
İnsancıl Psikoloji, Kendini
Gerçekleştirmenin üst seviyelerinde sona
erer. En üst seviye, birçok kültürde, kişisel gelişimin zirve noktası olarak
kabul edilir. Bu noktanın ötesinde, bu toplumsal olarak kurulu sınırların
ötesinde Kişilikötesi Psikoloji devam eder ve keşflerle ilgilenir. Kendini
Aşmanın yeterli seviyeleri, dünyanın bütün tinsel yollarının ortak mistik
deneyimlerini kuşatır. Dolayısıyla bu bağlantılı Yeni Disiplinler (İnsancıl
Psikoloji ve Kişilikötesi Psikoloji),
insan destanını, doğal açılımın bir yanı olarak görürler. Bu insan destanında
yalnız ve kişisel çabayla refah ve başarı kazanımlarından evrensel hikmet,
şefkat, tinsel sezgi ve aydınlanmanın kişilikötesi erişimlerine doğru bir
insanın yaşadığı serüvenler vardır.
Beyin işlevleriyle ilgili
araştırmaların zenginliği, geniş anlamda insanın tinsel deneyimlerini
açıklamaya yardımcı olabilir. Ruhsallık üç farklı görüş alanı ile incelenebilir.
Ruhsallığın Üç Alanı :
Kişisel Öznel Deneyimler.
Olayların Kişisel Yorumlanmasını
Boyayan Toplumsal Güçler ve Beklentiler.
Zihinsel ve Tinsel Süreçlerin
Altında Yatan Beynin Yapısı ve İşlevleri.
Bilişsel Psikolojinin anahtar
kavramlarından, sonuçlarından birisi, Yaşam Algımızın öznel oluşudur.
Deneyimlerimizi, İçinde Olduğumuz Hal ve Duygularla boyamaktayız. Bu kavram ya
da sonuç, metafizik alanlara kadar uzatılabilir. Genellikle öznel dendiğinde
kendi zihnimizde ve bedenimizde düşündüklerimizi ve hissettiklerimizi anlarız.
Nesnel dendiğinde de bedenimizin sınırlarının dışında olan bitenleri ve
zihnimiz içinde deneyimleyemediğimiz şeyleri anlarız. Bir tinsel öğrenci,
tinsel gerçekleştirmenin ileri seviyelerine ulaştığında, genellikle öznelin
bazı nesnel yanları kapsayacak şekilde genişlediğini keşfeder. Telepati,
durugörü, psikokinesis ve imanla tedavi gibi birçok psişik olgu bunların
arasındadır.
Yetişmeleri sırasında derin
konsantrasyon çalışmaları yapan Tinsel Ustaların eriştiği ileri seviyelerde, öznel,
uygulamada nesnel ile aynı anlama gelmektedir. Böyle Ustalar nesnel bilgi ve
kontrola erişmeleri sırasında küçük bir engele katlanmaktadırlar. Dinlerin ve
folklorun tanrılar olarak tanıdığı güçlere sahip olmaktadırlar. Bu Ustalar
kendi içkin insani doğalarının özel bir yanını geliştirmiş basit insanlardır.
Ve bütün o hayranlık uyandıran becerileri sırasında, onlar halen öznel ve
nesnel arasındaki normal ayrımın farkındadırlar ve halen nesnel olanı
kendilerinin dışında olarak gören insanlara karşı saygı duymaktadırlar.
Ciddi uygulayıcıların mistik
deneyimlerinin, kendi tinsel pratiklerine kattıkları dinsel ve toplumsal
koşullanmalarla tatlandırıldığını söyleyebiliriz. Örneğin, bir Hindu münzevi
derin meditasyon içindeyken Krishna ya da Shiva’nın vizyonunu görecektir. Bir
Hristiyan rahip derin dua içindeyken İsa ya da Meryem’in varlığını
deneyimleyecektir. Uygulama seviyelerinin başlangıcında normal, öznelliğin
genişlemesi olarak anlaşılabilir. Fakat hayli ilerlemiş öğrenciler için öznel
olan nesnel olmaya başlamaktadır, çokluk etkisini sürdürmektedir. Bu, varoluşun
daha derin ve birleşik seviyelerini içine alabilecek ve çokluk, üst üste
katlanacaktır. Örneğin, tek bir gök/cennet ve tek bir doğru din olması yerine,
daha sübtil/latif seviyede zanlar ya da sanılar değil, bilincin yoğunlaşma
seviyeleri temel alınacaktır. Ve bu seviye, gelişmiş bir tinin zihni üzerine ya
da bir halkın inançlarının grup zihni üzerine yazılabilir. O, bir ressamın
üzerine resim yaptığı bir beze benzer. Bu yolda, bu dünyasal seviyeden bir
sonraki daha sübtil seviyede bir cennetler/gökler ve başka alanlar çokluğu
vardır.
Beyin ile ruhsal deneyimler
arasındaki karşılıklı etkileşimleri anlamaya yardımcı olacak çeşitli dar
sokaklar/geçitler vardır. Bunların bazıları şunlardır:
Beyin ve Ruhsal Deneyimler :
Sol – sağ beyin ikiliği,
Beynin işlevsel tabakaları,
Bir hemisfer / yarımküre köprüsü
olarak kullanılan visual/görsel sistem,
Bilincin Evrimi / Algının
eşzamanlı süreci,
Farkındalığın evrimi / Budist Psikolojinin Beş Skandha’sı.(Gregory Curtis, Spirituality and Western Psychology, İnternet yazısını çeviren: Cengiz Erengil)
NLP İle Ruhsal Gelişim/Cengiz Erengil/Akis Kitap
Dahi Beyin Blog

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder