Özümüz: Evren

Gerçekten de özümüzdür evren. 10000 yıllık yaşamımızın başladığı ve belki de biteceği yerdir. Bir atomdan varoluşumuza ve kendisinin tamamen bizim olduğuna inanmamıza sebeptir evren.

Evreni her ne kadar algılayabilsek de aklımızı algılayamıyoruz. Aklımız evreni algılamamızdaki anahtarsa, evren de aklımızı algılamamızdaki kapıdır, engeldir. Evreni ve nereden geldiğimizi algılarsak bir gün aklımızı ve Tanrı'yı algılamaya çok yaklaşacağız ancak o günler çok uzak gibi.



Öncelikle evrenin boyutundan girelim bodoslama. Evren sonsuz mudur? Evet. Peki genişler mi? Evet. Nasıl bu ikisi bir arada olabilir ki, evren sonsuz ise nasıl genişler? Cevabı çok basittir. Evren sonsuza kadar genişleyebilir. Yani evren şu an genişlemektedir ve bunun bir limiti, sınırı yoktur. Aynı zamanda evren sonsuzdur çünkü kendisinin bir limiti, sınırı yoktur. Eğer evrende ilerlerken, bir duvara toslar isek bu teoriyi çürütebiliriz :)

Bir diğer kilit nokta, evrenin mikrodan makroya olan benzerliğidir. Bir gezegen güneş sistemine, bir güneş sistemi galaksiye, bir galaksi ise evrene benzer.
Gözlemleyebildiğimiz 380 milyon galaksi ve daha fazla gezegen, yıldız, uydu vs. vardır.





Evren Yasaları

Evreni soyut anlamda oluşturduğunu düşündüğümüz 12 yasa vardır:



İlahi Birlik Yasası

Tüm bu senkronizasyon ve uyumu bilim, yasalarla açıklayabilir ancak mantık boşlukları doldurmak ister. Bu boşluklar 4000 yıl önce gök gürültüsüydü şimdi ise Büyük Patlama. Belki bundan bir kaç bin yıl sonra evren hakkında bilmediğimiz hiçbir şey kalmayacak ancak şu an için insan oğlu olarak Tanrı'ya muhtacız.

Titreşim Yasası

Evrende hareket eden her madde kendine has titreşimler oluşturur. Eğer ortamda hava veya atmosfer varsa bu titreşimler duyu organımız ile algılanır ve beynimizde sese dönüşür. İnsanlar olarak bir solucanın hareket edişindeki sesi bile algılayabiliriz. Ancak bunun için 'tamamen' sessiz bir ortam gereklidir. (bkz. Yeryüzünün En Sessiz Odası)

Eylem Yasası

Duygularımız düşüncelerimizi, düşüncelerimiz ise kelimelerimizi oluşturur. Evrendeki sadece somut değil soyut olgular da birbirine bağlıdır.

Benzeşim Yasası

Yukarıda da bahsettiğim gibi mikrodan makroya evren kendisine benzer. İnsan da öyledir, yapı taşımız olan atom, tıpkı bir yıldız sistemi gibidir. Proton ortadadır, onun çevresinde ise elektronlar döner. Bu uyum evrenin her köşesinde birbirini takip eder.

Etki ve Tepki Yasası



"Evren Yasaları'nın izni dışında hiç bir olay vuku bulamaz. Hiçbir şey kendi kendine harekete geçemez. Her şeyin bir başlangıcı vardır. Hiçbir şey sonuca doğrudan ulaşamaz." der Etki ve Tepki Yasası.

Telafi Yasası

Bu yasa karma olarak da bilinir. Evrende tesadüf yoktur ve evrene verdiğiniz kadar alırsınız. Bu yasa gözlemlenebilir veya test edilebilir değildir. Tecrübeler sonucu evrene soyut anlamda yaklaşmanın bir ürünüdür.

Çekim Yasası

"Kötü düşünürseniz kötü, iyi düşünürseniz iyi olur. Duygularınız, düşünceleriniz ve sözleriniz hayata olan bakış açınızla alakalıdır ve herkes hayata farklı açıdan bakar. Bizi insan kılan şey de budur." der Çekim Yasası.

Enerji Dönüşüm Yasası

Yokluktan var olduk ancak varlıktan yok olamayız. Var olan hiçbir enerji yok olamaz. Buharlaşan su bize yağmur olarak geri döner. Verdiğimiz karbondioksit ağaçlara yardımcı olur. Hiçbir madde veya enerji evrenden silinemez çöpe atılamaz.

Görelilik Yasası

Einstein'ı Einstein yapan teoremlerden biri de budur. Henüz bir telgraf memuru iken yazdığı bu makale, O'nu bilim otoritelerince dikkate değer kılmış, şaşırtmıştır.
Einstein der ki; "zaman görecelidir. Zaman algısaldır. O ayrı bir boyuttur ve o boyutta ileri-geri hareket edilebilir. Yani zamanda hareket mümkündür." (bkz. e=m.c2)

Zıt Kutuplar Yasası

Ying-Yang, ateş-su, sıcak-soğuk, Güneş-Ay, gece-gündüz, siyah-beyaz, rastlantı-düzen, aşağı-yukarı, sağ-sol, ileri-geri, güzel-çirkin, uzun-kısa, bolluk-kıtlık, doğu-batı, Türkiye-İsviçre.

Uyum Yasası

Evren bir bütündür. Canlısındaki atomdan, yıldız sistemindeki gezegenine, galaksisindeki yıldız sisteminden, kendisinin galaksisine evren, inanılmaz bir tablodur.

Cinsiyet Yasası

Bildiğimiz tüm canlılar (mikro-organizmalar ve bitkiler dışında) erkek ve kadın (dişi) olarak ikiye ayrılır. Hayatın var olabilmesi için erkek kadına, kadın da erkeğe muhtaçtır. Evrimsel süreçte duyguların verdiği düşünceler ve o düşüncelerin yön verdiği hareketler sonucu insan ırkında erkek ve kadın arasında belli toplumsal ve fiziksel özellikler oluşmuştur.


Bu yasalar evreni, aklımızla anlamdırma ve hesaplandırmanın sonucudur. Fizik yasaları ise kuvvetler ve enerjiler ile evreni somut boyutta sınıflandırır.






Evren'in Yaşı

Evrenin yaşı Büyük Patlama'dan günümüze dek geçen zaman olarak adlandırılır. Evren-bilimcilerin hesaplamaları sonucunda evrenin 14 milyar yaşında olduğu öngörülmüştür. Elbette bilim gelişmeye muhtaçtır ve bu sayı gelecekte değişebilir. Kim bilir belki sonsuzluğun sırrını kavrar ve Büyük Patlama'dan öncesini dahi hesaplayabiliriz.

Işık Yılı Nedir?

Işık yılı, ışık ışınının bir yılda kat edeceği mesafedir. Bu mesafe tam olarak 9.6 trilyon km'ye tekabül eder.
Saniyede 300.000 km ile yol alan ışık, var olan en hızlı 'şey'dir (ışık aslında prizmadır ancak prizmanın sınıflandırılmasında bilim insanları sorun yaşamaktadır). Belki gelecekte bir enerji türünü (kara enerji) somut olarak algılayabileceğiniz bir 'şey'e dönüştürürüz ve ışık hızını aşabiliriz ancak şu ana için 300.000 km ile yetinmek zorundayız. 

Karanlık Enerji ve Karanlık Madde

Evren tam anlamıyla bir sır küpüdür. Kendisini o kadar az biliriz ki, onun %96'sını oluşturan karanlık madde ve karalık enerji (%73 kara enerji, %23 kara madde) hakkında neredeyse hiçbir bilgiye sahip değiliz. Yanlış anlaşılmasın, karanlık enerji veya karanlık madde uzay boşluğunda yer almaz, uzayın yapı taşıdır. Tıpkı atomlarımızın görünmediği gibi onları da göremeyiz veya hissedemeyiz.

Karanlık Enerji, evreni genişlettiğine ve galaksileri hareket ettirdiğine inanılan, evreni oluşturan temel yapı taşıdır. Eğer Karanlık Enerji'yi deneyimleyebilseydik, şu an insanoğlu olarak tahmin edilemez derecede bilgi sahibi olabilrdik evren hakkında. Ne yazık ki ne onu hissedebilecek ne de nasıl işlediğine dair kafa yürütebilecek hiçbir veri yok elimizde.

Karanlık Madde, tıpkı KE gibi gözlemlenemez. Sadece sistemler ve onlara etki eden materyallerin etkisiyle bilim insanlarının tahminleri sonucu orada olduğu bilinmektedir.
KM, galaksilerin dönüşü ve diğer galaksiler ile girdiği etkileşimler ile ve galaksiler belli bölgelerindeki anormal ısı farklılıklarında etkisi olduğu düşünülmektedir.

Son olarak; ne KE ne de KM insani duyularımızla gözlemleyemeyeceğimiz, 'bilinen' evreni oluşturduğunu düşündüğümüz ve haklarında neredeyse hiçbir fikre sahip olmadığımız olgulardır.





İşte insanoğlu 10000 yıllık tarihinde evren hakkında bu kadar az bilgiye sahip olmuş ancak evreni kendisinin olarak nitelendirmiştir. Olaya kişisel olarak bakmamak gerekir. İlk insandan günümüze insan ırkı aklını kullanmış ve anlamaya çalışmıştır. Bizim yapmamız gereken ise bu duvar bir tuğla koymaktır. Hepinize bol bol bilim ve felsefe dolu günler, Ve unutmayın, evreni düşünürken, Tanrı'ya hiç olamayacağınız kadar yakınsınız.