Düşüncenin Gücü



Fraktal düzlemin yankılarına sonlu sonsuzluk denir. Örneğin, insan vücudundaki damarların toplam uzunluğunun dünyayı 3 kez dolaşacak olması. Dile kolay 3 kez. Bu bile evrene olana bakış açımızı değiştirmemiz gerektiğinin ispatı. Mikrodan makroya geçişin bu denli tüyler ürpertici olması bir yana sonsuzluğu halen kavrayamamış olmamız da bir o kadar garip.



Sonsuz olanlar zamanla mı o konuma gelirler yoksa akıl mıdır onları var eden? Eğer zamanla oldularsa zaman da mı sonsuzdur? Eğer akılla meydana geldiler ise düşünceler midir evrenin karanlık maddesi?

Sonsuzluk, maddenin (somut olmak zorunda değil) başa sarmadan veyahut sonu gelmeden aynı velev farklı yönlerde, biçimlerde ve ortamlarda süre (veya süresiz) gelmesidir. Onu kavramak için önce evreni kavramalıyız. Evreni kavramak için kendimizi, kendimizi kavramak içinse aklımızı. Her şeyin başı baştadır derler (bkz. atasözü uydurmak). Buna müteakiben düşünmeli ve aklımızın derinliklerine yolculuk etmeliyiz. Peki bu yolculuğun biletini nereden, ne kadara alırız? Orası sizin bileceğiniz iş, sonuçta koyma akıl, akıl olmaz değil mi?

Tanrı'nın bizimle oyun oynadığına şüphe yok, sonsuzluk bunun en büyük delili. Bakalım patron çıldırdıya bağlayıp kıyameti mi kopartacak yoksa kalbimize biraz daha 'huzur' mu sevk edecek? Aslında cevap kendimizde saklı, ünlü komedyenin de dediği gibi 'içimizde, hepsi içimizde'.

Başka bir deyişle sonsuzluk insan aklının kavrayamadıklarına verdiği isim. Bu isim ki yeri gelir Tanrı, yeri gelir evren, yeri gelir akıl olur. Ancak baki olan tek şey düşünceye olan sonsuz tutkudur. Onu veya bizi var eden bir Tanrı varsa da yeri gelir hesabı verilir.


Okuyunuz: Fraktal Düşünceler, Düşüncenin Çağrısı


M. Endülüs ÖZBAY