Evrim Nedir? Neden Yanlış Anlaşılmıştır?



1859'da doğa bilimci Charles Darwin tarafından öne sürülen bu teorem, modern biyolojinin mihenk taşıdır denebilir.


Bu teoreme göre canlılar sürekli kalıtsal değişimler geçirmekte ve bu değişimleri gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu değişimler canlının bulunduğu çevreye ve türüne göre değişiklik göstermektedir.

Dünya'daki canlı türlerinden henüz sadece 2 milyondan biraz fazlası tanımlanabilmiş ve sınıflandırılabilmiştir. Bazı tahminlere göre henüz tanımlanmamış 10 ila 30 milyon canlı türü vardır. Bir milimetrenin binde birinden kısa bakterilerden, yerden yüksekliği 100 metreyi, ağırlığı binlerce tonu bulan sequoia servi ağaçlarına kadar dünyadaki canlı türleri, cüsse, biçim ve yaşayış biçimi açısından çok büyük farklılıklar gösterirler. Sıcak su kaynaklarında kaynama sıcaklığına yakın derecelerde yaşayan bakteriler olduğu gibi, Antarktika'daki buzullarda ya da tuz göllerinde -23 °C'ye varan sıcaklıklarda yaşayan algler ve mantarlar vardır. Aynı şekilde karanlık okyanus tabanlarındaki hidrotermal çatlakların kenarlarında yaşayan devasa boru kurtçukları olduğu gibi, Everest Dağı'nın yamaçlarında, 6 bin metre yükseklikte yaşayan hezaren çiçekleri ve örümcekler vardır. (Vikipedi)

Ayrıca yaşamın başlangıcı henüz bilimin açıklayamadığı en büyük bilinmezliklerden biridir. Zaten evrim teorisinin amacı yaşamın nasıl başladığı değil, nasıl sürdüğüdür.

Başka bir yanlış anlama ise evrim teoreminin tartışmaya açık bir olgu olduğu sanılmasıdır. Evrim, doğadır. Doğanın yöntemidir, bu sonuca yıllar süren bilimsel araştırmalar neden olmuştur.

Gelelim asıl konuya; maymunlara. Bu konu ülkemiz dahil çoğu toplum tarafından yanlış anlaşılmıştır. Evrim, insanın maymundan geldiğini değil, maymun (primat, goril vb.) ve insanın ortak atadan geldiği söyler. Bu yüzdendir ki maymunlar ile DNA dizilişimiz %99 oranında benzer.





"Hayal edin, maymunlar ile DNA'larımız %99 olarak benzemekte ve bu benzeme sonucu bir tür bazı sayıları zar zor ezberleyebilirken bir diğer tür ise Ay'a çıkabiliyor veya Mars'a dolaylı olarak gidebiliyor. Aradaki bütün o farklar, o %1'lik DNA dizilişinde saklı, tüm o övündüğümüz şeyler, düşünebilme ve algılayabilme yetimiz. Elbette bunun sonucunda akıllara farklı bir soru geliyor, ya Uzay'da bizden sadece %3 veya %5 oranında gelişmiş DNA dizilimine sahip farklı bir tür varsa?" -Neil deGrasse Tyson

M. Endülüs Özbay