Hayatımız Kendi İrademiz İle Mi Şekilleniyor, Yoksa Ne İle?


Felsefenin en derin düşüncelerinden biri de 'kader var mıdır yoksa ne vardır' sorusudur. Bu soruya bir yazıda cevap bulmak çok zordur, ama elimizden geldiğince düşünüp, irdelersek belki bazı ipuçlarına erişebiliriz.


Bir elimde çikolata, diğer elimde de şeker olsa ve birini seçmeniz gerekse, seçiminizi yaptıktan sonra size şu soruyu sorsam; seçimini kendi özgür iradeniz ile mi yaptınız? Cevabınız evet ise şu soru sorulacaktır; neden diğer seçeneği seçmediniz? Her türlü sonuç, özgür iradenin varlığı ile ters orantılı mıdır? Beyniniz ve diğer etmenler o seçeneği seçmeniz için sizi zorunlu mı kılmıştır? Geçmişe gidilse ve geleceğe dair bir kalıntı olmasa her defasında aynı seçenek mi seçilecektir? Bu durumlarda özgür iradenin varlığından söz edilebilir mi?




Eğer ki cevap hayır ise, iradeden söz edilmemektedir, bu durumda dini inançlar çerçevesinde yazgı veyahut kader işin içine girer. Yaratıcı yaşamamızın iplerini kendi eline almış mıdır ve yaşamımız aslında, derede akan su gibi, sadece belirli bir rotada mı hareket halindedir?

Göründüğü üzere her sonda, seçimlerimizin sonuca olan katkısı göz ardı edilemeyecek derecede sorgulanmaya açık.

Peki, olaya başka bir konudan yaklaştığımızda ve, hayatımızdaki en ufak bir seçimin bile hayatımızdaki gidişatı tamamen değiştirdiğine şahit olduğumuzda konuya olan bakışımız ne yönde gelişir?

Gelecekten geçmişe baktığımızda, o an yaptığımız seçimin sonucu bizi başka bir geleceğe götürecekse, o gelecek yaşanmış mıdır, yaşanacak mıdır, yaşanıyor mudur? Her şeyden öte mevcut gelecek, o an baktığımız geçmişin bir yansımasıysa ne olur?

Bir anlığına her şeyin beynimizde bir illüzyon olduğunu hayal etsek, hayal edebildiklerimiz dışındaki her şeyin yanılsama olduğunu. Böylesine bir paradox-un hayali bile insanın tüylerini ürpertiyor. Acının, hırsın, aşkın, her şeyin sadece beyinde gerçekleşen basit kimyasal tepkimeler olduğunu bildiğimiz halde neden her şeye bu kadar sıkı sıkı tutunuyoruz? Neden varoluşu hafife alıp, gerçekliği beynimizin içinde gerçekleşen şeyler ile yadsıyoruz da gerçekleşebilecekleri boş veriyoruz?

Algılama 'irade'mizin sınırına ulaştıran bu sorular, belki bir gün cevabını bulacak ancak o güne dek düşüncelerin verdiği kasvetteki huzuru başka bir şeyde bulamayacağız sanırım...

Herkese düşünmenin verdiği şevk ile dolup taşan günler, sağlıcakla.



M. Endülüs Özbay

dahibeyin.blogspot.com.tr