Düzen Mi Rastlantıdan Meydana Gelir, Rastlantı Mı Düzenden?




Yaşamın güzelliğinde yatan düzene her zaman hayran kalıyoruz da, her gün şahit olduğumuz kaosta yatan düzene neden hiç göz atmıyoruz?





Einstein 'tanrı zar atmaz' diyerek, zamanının büyük düşüncelerinden olan 'var olan her şey, rastlantının ürünüdür' algısına karşı çıkmıştır. Burada Einstein, hayatın; ihtimaller sonucu oluşması için 13 milyar yılın çok çok kısa bir zaman dilimi olacağını öne sürmüş, atom altı parçacıkların böyle bir düzensizlikte yaşamı, yıldızları gerekse de kendilerini oluşturabilecek bütünsellikte yer edinemeyeceğini savunmuştur. Peki Einstein'ı bu düşüncelere sevk eden yegane şey ne olmuştur?

Elbette hayatın kendisi. Bu teoreme çok az kafa yorarak da ulaşılabilir, ancak daha önemlisi rastlantının en büyük savunucularından olan Niels Bohr'un düşüncesini neden savunduğudur. Einstein'ın gördüklerini görememiş ve rastlantıyı mı savunmuştur, yoksa başka bir yere mi bakmıştır ve görmek ile bakmanın anlamı içinde mi kayıp olmuştur?

Kendisinin savunduğu bir teorem ise, klavyenin başına oturan maymunların 'gerekli zaman çerçevesinde' büyük bir kütüphanenin tüm kitaplarını rastgele tuşlara basarak yazabileceğidir. Bu belki milyonlarca (hatta milyarlarca) yıl sürecektir ancak rastgelelik, kendisine verilen zamanı yoğurarak yaşamı bile meydana getirmiştir. Elbette bu görüş günümüz teknolojileri ile çürütülmüştür ve rastlantısallığın en büyük savunucusunun içine düştüğü yanılgı, bu yoldaki birçok bilim adamını tekrar düşünmeye zorlamıştır.




Her şey, Kaos Teoremini ele almakla başlar. Bu teorem, hayal etmesi kolay inanması zordur. Nitekim Kaos Teoremi bize der ki; yaşamsal çerçevede gerçekleşen en ufak bir olay (ağaçtaki bir yaprağın, yere düşerken süzülüşü veyahut su damlalarının camın üzerinden akarken yapmış olduğu yol) bile kaotik şekilde bir düzen içerisindedir. Ancak bu koasun içinde de bir düzen olmalıdır. her şeyin bir düzende yatmış olduğunu savunmak bunu getirecektir. Peki, gerçekten düzenin efendisi, rastlantısallığı var ettiğinde bu tür olaylar için onu mu görevlendirmiştir, yoksa rastlantısallık bile belli bir düzen içerisinde kaosun kendisini şekillendirmekte midir?

İnanması gerçekten zor, değil mi? Yere düşen bir kar damlasının diğer bir kar damlası ile senkronize olduğunu ve onu tamamladığını düşünün, böyle bir olayda bile yatan bir düzen olduğuna inanmak, yaşamın ne kadar öngörülebilir bir şey olduğuna inanmaktır ayrıca.




Öngörülebilirlik demişken, Eğer Evren'in tüm yasalarını anlayıp, kavrayabilseydik (şu an bile bildiğimiz (!) yasaların çoğu teorem veya tartışılmakta) yaşamı sayısal denklemlere dökebilir ve şu ana dek Evren'de nelerin gerçekleştiğini ve daha muhteşemi; gelecekte nelerin gerçekleşebileceğini, ön görebilirdik. Tıpkı bilgisayar coder-ının program kodunu okurken o kodun nasıl çalışacağını tahmin edebilmesi gibi. Elbette bu ön görüyü yapabilmek için çok üstün bir zeka ürünü gerekecektir, o ürün şu ana kadar hasat edilebilmiş midir, bilinmez.



M. Endülüs Özbay

dahibeyin.blogspot.com.tr